57# İnsan Ruhunun Haritası – Ahmet Ümit

“Bu yüzden yaşananları kaydetmekteydi; çünkü zamanın varlığı ancak kaydedilen ya da hatırlanan anlarla hissedilebilir.”

27c802db-c55b-4ea0-91bc-3e81d944d1e3
İnsan Ruhunun Haritası Kitap İnceleme


İnsan Ruhunun Haritası
Ahmet Ümit

Doğan Kitap

Deneme
4 (5 üzerinden)

Herkese merhaba. Ahmet Ümit’in yazarlığa neden polisiyeyle başladığını, polisiye eserlerin tarihini ve polisiyenin insanın doğasıyla nasıl bütünleştiğini merak mı ediyorsunuz? O zaman bu kitap tam da size göre.

İnsan Ruhunun Haritası’ndan bahsetmeden önce Ahmet Ümit hakkındaki düşüncelerimi anlatmak istiyorum. Ahmet Ümit’le tanışmam lise dönemlerime dayanıyor. O zamanlar polisiye romanlara olan ilgim inanılmaz fazlaydı. Hatırlıyorum da, Patasana‘yı okuduğumda Ahmet Ümit’e karşı büyük bir sempati beslemeye başlamıştım. Yazarın iki farklı hikayeyi tek kitapta toplamadaki ustalığı beni öylesine sarmalamıştı ki, tarzına hayran oluvermiştim bir anda. Sürekli notlar alıyordum, o zamanlar çizdiğim çizgi romanlara kitaplarından bulduğum alıntıları ekliyordum. Aklıma geldikçe Grange’la karşılaştırır ve ikisi arasında birçok ortak nokta bulurdum. Hatta Grange’nın Türkiye versiyonu -yan sanayisi- olarak düşünürdüm. Ta ki Aşk Köpekliktir‘i okuyana kadar. Oldukça yavan, hiçbir şekilde tatmin etmeyen sıradan, sıkıcı bir aşk hikayesinin polisiyeyle harmanlandığı romanı. Durum böyle olunca uzun zaman Ahmet Ümit okumadım. Bu kitabı da arkadaşım geçen hafta elime tutuşturdu. Seveceğimi düşünmüş.

“Suç, insanoğlunun bir varoluş biçimidir. Gerçekten de cinayeti ya da sonuçlarını anlatan ilk metinler, günümüzden binlerce yıl önce yazılmıştı.”

İnsan Ruhunun Haritası Ahmet Ümit’in neden polisiye roman yazdığını, çeşitli yazarların romanlarındaki karakterlerin çözümlemesiyle anlatan  bir deneme. Birçok farklı kaynaktan toplanarak oluşturulmuş bir kitap. Asla bir hikaye anlatılmıyor, inanılmaz farklı düşünceler aktarılıyor kitapta. Ahmet Ümit’in bilindik tarzı yok. Bu kitabın hakkından herkesin gelebileceğini düşünmüyorum. Birçok yazar ve romanı yakından tanımak ve bilmek gerekiyor.

“Teknoloji yaşadığımız yeryüzünü cehenneme çevirirse, bu gelişmişlik neye yarar ki?”

Kitapta Madam Bovary, Oidipus, Don Kişot, Dimitri Karamazov, İnce Memed, Anna Karenina, Kont Drakula ve Frankenstein gibi karakterlerin edebiyat dünyamızı ve okuru ne denli etkilediğe uzun uzun değiniliyor. Sadece roman karakterlerinden bahsedilmiyor tabii ki. Edgar Allan Poe, Franz Kafka, Dostoyevski, Anton Pavloviç Çehov, Vedat Günyol, Sait Faik, Yaşar Kemal, Yusuf Atılgan, Selim İleri’nin de adını sık sık okuyoruz.

“İnsan ruhu mükemmel değil. Hiçbirimizin ruhu salt iyilikten, salt güzellikten, salt yücelikten oluşmuyor; hiç kimse masum değil, hiçbir zaman da değildi. Bakmayın geçmişteki yaşamların daha anlamlı olduğunu söyleyenlere, biz her zaman böyleydik. Şeytan ve melek, cellat ve kurban, kurnaz ve saf, yaratıcı ve yıkıcı, cesur ve korkak…”

Kitaptaki yazılar genellikle Radikal Kitap ve Cumhuriyet Kitap’ta yayınlanmış. İnsan Ruhunun Haritası üç bölümden oluşuyor; Bir İnsan Yaratmak başlıklı ilk bölümde bazı roman karakterleri üzerine, İnsan Ruhunun Kaşifleri başlıklı ikinci bölümde yazarlar üzerine ve İnsan Ruhunun Karanlık Yüzü adlı son bölümde de polisiye edebiyat üzerine düşüncelere yer verilmiş.

“Öldürmek fiilini hemen her yerde her zaman suç sayabiliriz.İnsan öldürmek gerekçesi nedeni ne olursa olsun suçtur.Önerme doğrudur. Ancak yeryüzünde öldürülmeyi hak eden binlerce kişi olduğu da doğrudur.”

Biraz önce bahsettiğim yazarlara ve romanlara hakim değilseniz bu kitabı okurken sıkılacaksınız. Ancak yeterince hakimseniz, polisiye evreninin farklı taraflarına dalış yapacaksınız. Kitap inanılmaz bir genel kültür barındırıyor.

”Edebiyat, insan ruhunda yapılan bir yolculuktur.”

Siz İnsan Ruhuna Yolculuk’u okudunuz mu? Hakkında neler düşünüyorsunuz? Benimle paylaşın lütfen.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Görüşmek üzere. ❤

Reklamlar

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Kitap Ayracı dedi ki:

    Normalde Ahmet Ümit’in tarzını seviyorum. Bu kitabı da okuyacağım zevklerinize güveniyorum. Yazı için teşekkürler.

    Beğen

  2. mustfyildirim dedi ki:

    Ahmet Ümit en sevdiğim yazarlardan biridir. Hemen hemen bütün kitaplarını okudum. Benim de en az sevdiğim kitabı Aşk Bir Köpekliktir olmuştur. Bir de bu roman değil, uzun öykü denilebilir. Kitapta başka öyküler de var. En uzun öykü Aşk Bir Köpekliktir. Adı her ne kadar ilgi çekici olsa da, kitap benim için de bir hayal kırıklığı olmuştu maalesef. Sakın geçmeyin Ahmet’ten. Patasana’daki gibi çok değerlidir Ahmet…

    Beğen

  3. mustfyildirim dedi ki:

    Ahmet Ümit’in son kitabı için yazdıüım yazıda Ahmet Ümit’te tanışmama değinmiştim:

    “Okuma serüvenimin üçüncü yılında tanıştım Ahmet Ümit’le. 2009 Eylül’üydü. Bir Ramazandı. Bayrama birkaç gün kalmıştı. Ağzımın orucuyla başladım Ahmet Ümit’e. Bab-ı Esrar’dı, üstattan ilk okuduğum kitap.

    Roman Konya’da geçiyordu. Günümüz Konya’sında. Bir otel yanmıştı. Merkezi İngiltere’de bulunan otelin sigortasını yapan şirket, Konya’ya bir çalışanını gözlemci olarak gönderir. Gözlemci kadının Konya’da başına çeşit çeşit tuhaflıklar gelir Cinayetler meydana gelir… Rumi ve Şems vardır bu romanda. Şems cinayeti…

    Beğenmiştim kitabı. İlginç gelmişti.

    Ama, Ahmet Ümit’i bende üstat yapan Bab-ı Esrar değildi. 2010 Mart’ında Beyoğlu Rapsodisi’ni okudum. Bu da güzeldi ama bu da değildi. 2010 Haziran’da Patasana’yı okudum. Bayılmıştım hele buna. Ahmet Ümit yüzde elli benim yazarımdı artık.

    Patasana’da, Antep’te bir sit alanında kazı yapan arkeolog ekibinin başına gelenler, çevrede meydana gelen sırlı cinayetler… Ve bir Hitit yazmanı olan Patasana’nın yaşadıklarını anlattığı tabletler… Nefisti.

    2010 Temmuz’unda İstanbul Hatırası’nı okudum. İşte buydu. Roman gibi romandı. Artık tamam olmuştu. Ahmet Ümit yüzde yüz benim yazarımdı.

    İstanbul Hatırasın’da tarih vardı, İstanbul vardı, yedi tane sırlı cinayet vardı, tabii Başkomser Nevzat vardı.

    Sonra aynı yıl bütün kitaplarını okudum. Kavim, Sis ve Gece, Kukla, Kar Kokusu… Öykü kitapları; Çıplak Ayaklıydı Gece, Bir Ses Böler Geceyi, Şeytan Ayrıntıda Gizlidir, Agatha’nın Anahtarı, Aşk Bir Köpekliktir…

    2010 Aralık’ında Ahmet Ümit’in Konya’a geleceğini öğrendim. Dayıma rica ettim, beni götürür müsün diye. Sağ olsun, kırmadı. Akülü sandalyemi Mitsubishi’lerinin ardına attık, köyümüze yetmiş beş-seksen kilometre uzaklıktaki Konya’ya gittik. Heyecandan içim içimi yemekteydi. Yüreğim kıpır kıpırdı. Az şey değildi, benim yazarımı görecektim. Program başlamasına beş-on dakika kala girdik gençlik merkezine. Akülü tekerlekli sandalyeyi hızlı kullanarak, Ahmet Ümit’in konuşma yapacağı masanın dibine kadar gittim. Teşrif etti sonunda salona. Masasına oturur oturmaz benim halimi hatrımı sordu. Seksen kilometre uzaklıktaki köyümden onun için geldiğimi söyledim. Sevindi ve onurlandı. Üstadın hitabeti ve sohbeti de nefisti. İşte benim yazarımdı. Keyifle sohbeti dinledim. Sonra kitaplarımı imzalatıp, ellerimizi omuzlarımıza atarak resim çekindik.”

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s