55# Mecburiyet – Stefan Zweig

“Beni benden kurtarabilirdi. Fakat yapmadı, yapmak istemedi.”

Processed with VSCO with a5 preset
Mecburiyet Kitap Yorumu

Mecburiyet
Der Zwang
Stefan Zweig (Çeviri: Gülperi Sert)
İş Bankası Kültür Yayınları

Psikolojik, Alman Edebiyatı
5 (5 üzerinden)

Herkese merhaba. Zweig’ın psikolojik tahlilde ve fikirlerini okurlarıyla paylaşma konusunda oldukça başarılı olduğunu bilmeyen yok. Savaş karşıtı görüşünü 1. Dünya Savaşı döneminde halka yaymayı kendine görev biçen Zweig,  savaş dönemindeki insanların çelişkilerle dolu ruh halini ve düşüncelerini Mecburiyet adlı eserinde 50 sayfaya sığdırmış, hatta büyülü kalemiyle o kadar harika anlatmış ki oturup zihninin içindeki resmi çizmenize imkan vermiş.

Baş karakterlerimiz ressam Ferdinand ve eşi Paula da yazarımız gibi savaş karşıtı insanlar ve ülkelerinden kaçıp tarafsız bölge olan İsviçre’ye yerleşiyorlar. Burada inanılmaz mutlular, ancak konsolosluktan gelen bir mektup tüm hayatlarını değiştiriyor. Fedinand, yaşamı boyunca vermesi gereken en büyük kararla yüzleşiyor birden. Bir yandan vatanına karşı kendisini mecbur hissetmesi, diğer yandan eşi Paula.

“İtiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır.”

Özgürlük adı altında ona bize ait olmayan sorumlulukları neden yükleniyoruz? Savaşı neden bu kadar çekici buluyoruz? Para, ün, şöhret, mevki için neden birbirimizden vazgeçip kalp kırıyoruz? En önemlisi neden bizim yerimize karar veriyorlar? Neden?

“İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir, içeride ya da dışarıda olmuş hiç fark etmez.”

Kitabın kapağı bana oldukça dramatik geldi. Yorgun asker silüetiyle birleşen gün batımının ve çiçeklerin güzelliği. Hüznün ve yoğunluğun sembolü. Kitabın içeriği daha güzel betimlenemezdi.

“İnsanın tek bilmesi gereken, insan olduğu ve öyle kalmak istediğidir.”

Tanıdığı askere gidecek ya da askerde olan herkes okusun bir kitabı. Vatani görevi kendine borç bilenler de okusun. Hatta hızını alamayıp Zweig’ın tüm hikayelerini okusun. Sonuçta Zweig’ın bütün kitapları kendi yaşamının bir yansıması niteliğinde.

Siz Mecburiyet hakkında ne düşünüyorsunuz? Ferdinant ve Paula’nın yerinde olsaydınız neler yapardınız? Yorumlarınızı merakla bekliyorum. Tüm mecburiyetlerinizden kurtulmanız dileğiyle, verimli okumalar.

Görüşmek üzere. :*

Reklamlar

“55# Mecburiyet – Stefan Zweig” için 13 yorum

  1. Gerçekten çok ilgimi çekti. Kitaptan yaptığınız alıntılar da etkileyici. Elimdeki stok bitince vereceğim kitap siparişine bunu kesinlikle ekleyeceğim.
    Teşekkürler yazı için.

    Liked by 3 people

  2. İnsanlar varlıklarını ya da varoluş sebeblerini bireysel bir kimlik üzerinden tanımlamak yerine bir üst kimlik üzerinden açıklamaya başlarlarsa -millet veya din gibi- belki sormuş olduğunuz soruların cevabını verebiliriz. Bence Zweig’ın kabul edemediği insanların bu kişisel ve varoluşsal kimlikten vazgeçişiydi. Kendi bireysel insanlık tanımıyla var olmak onun devrinde o kadar değersiz hale geldiki sanırım insanlara bunu açıklayamamanın ağırlığıyla kendi varlığını son buldurdu.

    Liked by 3 people

  3. S. Zweig ın birçok kitabını okumama rağmen bu kitabı okumayı neden ihmal ettiğimi bilmiyorum.
    Alıntılar beni sarstı.
    En kısa zamanda okumak için listeme ekledim. Olağanüstü bir gece ve Satranç adlı kitaplarını uzun zamandır okumuş olmama rağmen halen anımsıyorum. Eminim bu kitapta öyle olacaktır. Yazınız içinde teşekkürler zevkle okudum.

    Liked by 2 people

  4. Okumayı bu sabah bitirdiğim ve etkisinden henüz kurtulamadigim enfes bir kitap. İncelemenizi daha önce görmüştüm ama kitabı elden geçirdikten sonra okumak istedim yazınızı. Kitabın güzelliğine yaraşır bir inceleme olmuş ve Zweig’ın bireysel psikolojiyi bu kadar güzel tahlil etmesine de tekrardan şapka çıkardım. Hem yazarın hem sizin kelimelerinize sağlık.

    Liked by 2 people

  5. Kitap, tamamen karakterin seçim olgusuna odaklanıyor. Eşiyle yaptığı sohbetlerde çok güzel diyaloglar ortaya çıksa da Vicdani Redci diyebileceğimiz iki karakterden daha cesur hareketler bekledim. Yine de, beklentimi saymazsak; her gün dışarıda bir yerlerde insanlar onlara gelen kağıt parçaları için seviniyorlar, resmen eğlence düzenliyorlar. Seçme şansının olmadığı bir kuralı kutluyorsun. Çünkü, onlara öyle öğretildi. Ferdinant da, belli ki ona öğretilenle, onun öğrendiği arasında bir seçim yapıyor.

    Sanırım bu yüzden Zweig, yalnızca “seçim yapma” kısmını ele almış. Hayatın hangi kısmında kendi kararlarımızı “tereddüt” bile etmeden verebiliyoruz ki?

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s