50# Acı Çikolata – Laura Esquivel

“Hepimiz, içimizde bir kutu kibritle doğarız. Ama tek başımıza bunu yakamayız.”

Acı Çikolata
Como Agua Para Chocolate
Laura Esquivel (Çeviri: Havva Mutlu)
Can Yayınları

Klasik, Dünya Edebiyatı, Romantik
5 (5 üzerinden)

Merhaba güzel insanlar. Acı Çikolata’nın hakkındaki düşüncelerimden bahsetmeden önce, 24 günlük ortadan kaybolma nedenlerimi sizlere söylemem gerek: Bursa’ya ve İstanbul’a gidip iki hafta boyunca sosyal medya diyeti yaptığım hoş bir tatil serüvenini daha yeni atlattım. Tabii bu süre zarfında bloğumla ilgilenemedim, gelen maillere cevap veremedim. Derslerim başladı. Biraz da düzenim bozuldu. Sakatlandım (yürümekte hala zorlanıyorum), diş ağrısı çektim, çok sevdiğim bir insan önemli bir ameliyat atlattı. Olsundu, her şeyin üstesinden başarıyla gelindiğine göre, bugünden itibaren tempoyu hızlandırıp açığı hemencecik kapatacağıma emin olabilirsiniz.

“Erkeklerin nasıl olduğunu görüyorsun işte. Ne bu dünyada, ne öte dünyada, başkasının kalktığı sofraya oturmak istemezler.”

Acı Çikolata, sıradan –oldukça sıradan– bir aşk hikayesini yemek kokulu hoş bir dille okurlara sunmasıyla ünlü bir kitap. Okuyan arkadaşlarımın abartılı övgüleri sayesinde beklentimin oldukça arttığını hatırlıyorum. Durum böyle olunca bilinçaltımda “Ya kitap balon çıkarsa, anlatıldığı kadar güzel değilse?” gibi sorular yankılanıyordu hep. Ben de okumayıp erteledikçe erteledim, araya bir sürü roman sıkıştırdım. Ancak sonunda geçtiğimiz ay Acı Çikolata’yla yüz yüze gelebildik. Bu sebeple kitap hakkındaki düşüncelerim oldukça taze.

“Ne yangın ne de aradan geçen uzun yıllar toprağa sinmiş gül kokusunu yok edebildi. Sonradan üstüne çok daireli bir binanın otoparkı inşa edilen bu yer hep gül kokardı.”

Roman okurken sadece konuya odaklanmayan biri olarak kitabın diline ve sıradışı anlatış biçimine hayran olduğumu söylemeliyim. Çağlar öncesinin gelenekleriyle, onun için biçilen kaderle onu bekleyen kaderin arasında sıkışıp kalmış bir kadının öyküsünü okuyoruz yazarın kaleminden. Meksika mutfağı, hikayemizin ana kahramanı Tita‘nın kendisini ifade edebilmesi için tek yol. Empati kuramayan Tita’nın annesi Elena, kızlarını aynı evin içinde korkunç bir kadere maruz bırakıyor. En küçük kızı, yalnızca en küçük kız olduğu için evlenemiyor, annesine bakmakla yükümlü oluyor. Bu sebeple Tita sevdiği adamla birlikte olamayıp ona sunulan hayatı yaşamaya başlıyor.

 “O büyük yıldızlar dünyadaki bütün âşıkların yakıcı bakışlarının hepsini depo etmedikleri için milyonlarca yıldan beri yerlerinde duruyorlardı. Öyle olmasa içlerinde biriken sıcaklık onları patlatarak binlerce parçaya bölerdi. Kendilerine yönelmiş bakışları ânında yeryüzüne geri yansıtırlardı. Tıpkı bir aynanın ışığı yansıtması gibi. Bunun için de geceleri bu kadar parlak görünürlerdi.”
 Kitabın bölümleri ayları temsil ettiğinden tahmin edersiniz ki kitap 12 bölümden oluşuyor. Bölümlerin altında yemeğin adı, ilk sayfalarında ise yemek tarifleri yer alıyor. Sayfalar ilerledikçe yemek tarifleriyle harmanlanmış yakıcı bir hikaye sizleri bekliyor. Yemekler hangi duygularla hazırlanıp servis ediliyorsa, yemek masasındakilerde de o etkiyi bırakıyor. Ben bu büyülü hikayeye bayıldım.

“Bir şeyin gerçek olup olmadığı, ona inananlara bağlıydı.”

Kafanızı dağıtacak değişik bir roman arıyorsanız, işte o Acı Çikolata’dır. Başka da bir şey demiyorum. Siz Acı Çikolata’yı okudunuz mu? Hakkında neler düşünüyorsunuz?

Blog konusunda da fikrinize ihtiyacım var. Okuduğum kitaplara ek olarak, izlediğim filmleri, dizileri ya da başka herhangi bir konunun hakkında araştırma yapıp düşüncelerimi aktarsam nasıl olur? Fikirlerinizi inanılmaz merak ediyorum. Lütfen benimle paylaşın.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Görüşmek üzere. ❤

Reklamlar

16 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. galeme dedi ki:

    Film ve özellikle diziler konusunda da yazmanı isterim kendi açımdan. Severek okurum.
    Yazı için teşekkürler ayrıca.

    Liked by 1 kişi

    1. Zerrin Ünalan dedi ki:

      Ben teşekkür ederim fikrini belirttiğin için. 🙂

      Liked by 1 kişi

  2. aybars dedi ki:

    Yıldızların bir görevi yok ki. Neden aşıkların yakıcı bakışlarını görmezden geldi. Patlamaktan mı korkuyordu yıldızlar yoksa patlamaya değecek aşk mı bulamadılar. Hoş, yıldızlar aşktan ne anlar ki. Zaten bana göre yıldız diye bir şey yok. Onlar küçük gök taşı. Hikayeden yola çıkacak olursak, var ise eğer bu aşk ağırlığından patlayan bir gök taşı; -belki yıldız kayması olayı olabilir- o bi nebze yıldız olabilmiştir kanımca. Diyeceğim o ki; yıldızlara bakmayın ey bakışları yakıcı olan aşıklar, gidin sevdiğinize bakın belki sizi farkedebilir.

    Liked by 1 kişi

  3. Şeker dedi ki:

    Bence hiç yazma film veya dizi. İnsanların okuduğu kitaplara zamanım olmadığı için bakamıyoruz. Bu sebeple onları takip ediyoruz ve değerlendiriyoruz.

    Tv’yi kapat arada nette takılıp kitap okuyarak yazılar yaz. Gerçi blog senin 🙂

    Liked by 1 kişi

    1. Zerrin Ünalan dedi ki:

      Çok kararsız kaldım bilmiyorum başka bir önerin var mı bu konu hakkında? Yazarlar hakkında yazsam nasıl olur? 😁

      Liked by 1 kişi

      1. Şeker dedi ki:

        Sanırım demek istediğimi güzel anladın.

        Dizi yazmaktansa yazarları çok az fiziksel ve özel yaşamı, oldukça çok olacak şekilde de karakteri, olaylara bakış açısı, yazdığı kitapları niçin böyle yazdığını belirtirsen çok daha kaliteli bir siten olur.

        Yalnız bu dediğim kolay değildir. Yazarı okumak ve araştırmak zorunda kalacaksın.

        Öbür türlü “şu dizi de çok iyiymiş arkadaşım dedi” diyerek 15 dakikada bir yazı atabilirsin. Bence sayıdan ziyade okunabilirliğe ulaşmak daha önemli.

        Unutma artık yazar çok yazı kalitesi az. Herkesin yazar olduğu yerde sen az yazıp öz okunmayı amaçla.

        Liked by 1 kişi

        1. Zerrin Ünalan dedi ki:

          O kadar haklısın ki teşekkür ederim fikirlerini paylaştığın için 🌸🌸

          Liked by 1 kişi

  4. Dizi film değil de, uğraştığın hobilerle alakalı yazılar paylaşabilirsin bizlerle. Ya da öykü yazıyorsan onları paylaşabilirsin. Sonuçta burayı takip eden çoğu insanın beklentisi roman, hikaye, öykü bazında olacak. Senin yerinde olsaydım canım ne istiyorsa onu yazardım. Sonuçta burası senin takıl kafana göre 😀 :DD:D

    Liked by 1 kişi

    1. Zerrin Ünalan dedi ki:

      Ben birazcık daha düşüneyim en iyisi 😁

      Beğen

  5. loveandsmile dedi ki:

    Herkesin sosyal medya diyetine bence ihtiyacı var ..
    herşeyden yazın bence..gönlünüzden geçtiği gibi.

    Liked by 1 kişi

    1. Zerrin Ünalan dedi ki:

      Haklısınız aslında düşüneceğim 😁🌸

      Beğen

  6. oralarnereler dedi ki:

    Anlatımın samimi, ellerinize sağlık. Merak uyandırıyorsunuz. okuma listesine aldık kitabı sayenizde. İki gezgin aşığın dediği gibi, gezin, gezin, dönün.

    Liked by 1 kişi

    1. Zerrin Ünalan dedi ki:

      Teşekkür ederim. 🌸

      Liked by 1 kişi

  7. xapan dedi ki:

    Alıntılar kulağa hoş geliyor! Ben daha çok tamamen sana ait olan bir yazıyı okumak isterim diyecektim!

    Liked by 1 kişi

    1. Zerrin Ünalan dedi ki:

      Yorumun için ben teşekkür ederim. Kendimi hazır hissettiğimde neden olmasın! 🙂

      Beğen

  8. Özge dedi ki:

    Benim de çok severek okuduğum bir romandı. Başta büyülü gerçekçilik denilen akımı bilmediğim için abartılı anlatım tuhaf geldi ama sonra bayılarak okudum, hatta bitmesin istedim 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s