39# İnsancıklar – Dostoyevski

“Ah dostum! Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır.”

Processed with VSCO with a5 preset
İnsancıklar
Бедные люди
Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (Çeviri: Sabri Gürses)

Can Yayınları

Spekülatif Kurgu, Mektup Roman
5 (5 üzerinden)

 

Merhaba blogumu okuyan güzel dostlarım. Bugün size hemencecik bitirdiğim, tadı damağımda kalan, oldukça etkilendiğim bir kitaptan bahsedeceğim. Okuduğum ikinci Dostoyevski kitabı olan İnsancıklar, yazarın ilk yazdığı kitap. O dönem eseri okuyan yayın evi dahi olmak üzere pek çok kişiye “İşte bir usta daha edebiyat alanına adım attı.” dedirtmiştir.

“…insan başkasına yük olmadan yaşamalıdır! Benim kimseye yük olduğum yok! Yiyecek bir lokma ekmeğim var. Gerçi yavandır, bazende bayat. Ama alın teriyle, dürüstçe kazanılmıştır.”

23 yaşında kaleme aldığı bu kitapta, karın tokluğuna bile çalıştırılmayan iki insana dikkat çekmiş. Biri yaşlı biri genç yaşama tutunmaya çalışan iki kişinin birbirlerine yolladığı mektuplarla, bunu oldukça başarılı bir şekilde sunmuş okurlarına.

“Diğer insanların kederini de yüklenirseniz, hayatınızı ağır bir yük haline getirirsiniz, sevgili dostum.”

Kitapta okuduğum her mektubun ana teması aynıydı: fakirlik ve içten sevgi. Kitapta bahsedilen insanların birbirlerinden başka hiçbir şeyleri yok. Evleri yok. Tedavi olmak için paraları yok. Karınlarını ancak doyuruyorlar. Bir çay alacak paraları yok. O bile bir lüks. Sadece tükenmek bilmeyen bir sevgi var aralarında.

“Bazen saklanır insan, saklanır, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü ön yargı kol geziyordur, çünkü yeryüzünde başka şey kalmamış gibi, herkesin arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da, aile hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayımlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş!”

Bu kitaba hemen bağlanmamın ve elimden bırakmamamın en büyük sebebi, yazarın iki karaktere de bürünebilmiş olmasıydı. Okurken Bir Varvara, bir Makar Alekseyeviç oluyorsunuz. Öğrendiğim kadarıyla Dostoyevski de fakir bir çocukluk geçirmiş. O sebeple, dönemin Rusya’sını oldukça başarılı bir şekilde aktarabilmiş.

“Soylu bir insan, talihsizlikler karşısında kararlı bir insan olun; unutmayın, yoksulluk kusur değil. Ne diye umudunuzu yitiriyorsunuz.”

Toplumsal hayatta insanın başına gelen olayları işleyen İnsancıklar, gerçeğe oldukça yakın bir yapıttır.

“Ara sıra yalnız olmak, doyasıya ağlamak, kendimi acıya bırakmak istiyorum. Günden güne fazlasıyla yokluyor içimi bu istek. Hatıralarımın o kadar büyük cazibesi var ki, bazen saatlerce kapılıp gidiyor, yaşadığımı bile aklımdan çıkarıyorum.”

Dostoyevski’nin geleceğin en büyük yazarlarında biri olacağının sinyallerini veren İnsancıklar’ı okumanızı tavsiye ederim.

Görüşmek üzere.