34# Kardeşimin Hikayesi – Livaneli

“Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olamazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez.”

Processed with VSCO with a5 preset
Kardeşimin Hikayesi
Zülfü Livaneli
Doğan Kitap

Edebiyat, Roman, Polisiye, Dram, Romantizm
5 (5 üzerinden)

Öncelikle bu yazıyı yazarken oldukça heyecanlı olduğumu belirtmek istiyorum. Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar listemin başlarında olacak bir romandan bahsediyorum sonuçta. Kardeşimin Hikayesi okuduğum ilk Zülfü Livaneli kitabı. Arka kapağı baktığımda İnşaat Mühendisi, 58 yaşında bir adamın hayatından bahsettiğini öğrendim. Babamla meslektaş ve neredeyse aynı yaşta olduğundan kitabın baş kahramanıyla aramda daha okumadan bir bağ kurulmuştu bile.

“Peki sizin ayrıcalığınız ne?” diye soruyor.
“Çok basit” diyorum. “Okumak. sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını…”

Kitap, evine kapanmış bir adamın, genç bir kıza anlattığı hikayelerden oluşuyor. İstanbul’a yakın bir Karadeniz kasabası olan Podiva’da Arzu Kahraman adlı bir kadın öldürülüyor. Olaydan Ahmet Arslan adlı bir emekli İnşaat Mühendisi de etkileniyor. Adının Pelin Soysal olduğunu öğreneceğimiz bir gazeteci, Ahmet ile röportaj yapmak istiyor. Kerberos adlı köpeğin gariplikleri ile kızı etkileyen Ahmet kıza yaşamından öyküler anlatmaya başlıyor. Acaba Arzu’yu kim öldürmüş? Katili Ahmet bulabilecek mi? Mehmet’e ne olmuş?

“Kimse kimseyi bilemez. Çünkü herkesin anlattıklarının bir kısmı kurgudur, kiminde daha az kiminde daha çok.”

Kitapta bir çok duygu yoğun şekilde bulunuyor. Aşk, aşkın getirdiği kıskançlık, hüzün ve aşık olunan kişiye adanan hayat oldukça iyi işlenmiş Kardeşimin Hikayesi’nde.

“Gördüğünüz gibi her şey bir hikayedir” dedim, “ve nereye kadar gerçek olduğunu bilmemize imkân yoktur. İnsanlar birbirine durmadan yalan söyler.”

Şundan bahsetmesem de olmaz. Kitap bittiğinde kafayı yiyorsunuz. Son sayfaları birkaç kez daha okuyup olanları iyice kavramaya çalışıyorsunuz. Devreleriniz yanıyor. Bir roman nasıl bu kadar muazzam olabilir diye düşünüyorsunuz bir süre.

“İnsanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme çabası içindeyiz. Çünkü hiçlik zor geliyor.”

 


Bu kısım spoiler içerir. Kitabı okumadıysanız gri paragrafı atlayın lütfen.

Kitap bittikten sonra başa dönüp romanı Mehmet’in gözünden okumak istedim. Sizde de öyle olmadı mı?


 

“Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar” dedim. “Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz!”

Hani herkesin okuması gereken, hem sürükleyici hem gizemli hem de hayat dersi veren kitaplar vardır ya. Kardeşimin Hikayesi başı çekebilir. O derece muhteşem bir roman. Öve öve bitiremem. Kalemine sağlık Livaneli, sen efsane bir yazarsın.

“…Yüzüne yayılan ifadeyi görünce, mutluluğun insanı biraz aptal gösterdiğini düşündüm…”

Görüşürüz. 🙂