31# Sahilde Kafka – Haruki Murakami

“Sessizlik kulaklarla duyulan bir şey.”

Processed with VSCO with a6 preset

Sahilde Kafka
Umibe No Kafuka
Haruki Murakami (Çeviri: Hüseyin Can Erkin)

Doğan Kitap

Edebiyat, Fantastik
5 (5 üzerinden)

 

“Bir yazarın okuru olmak, o yazarın dünyasında yaşamaktır.” cümlesi geçiyordu, okuduğum bir paragrafta. Murat Kamil için yazılmıştı üstelik. Onu okuduktan sonra dedim ki: “Sahilde Kafka hakkındaki yorumlarını yazma zamanın geldi.”.

Murat Kamil’in en popüler ve en sevilen romanı Sahilde Kafka’yı sonunda bitirdim. Zeytinli Rock Festivali’ne denk geldiği için okumaya çok fazla fırsat bulamamıştım. O yüzden kitap elime yapıştı, nereye gidersem oraya geldi, yıprandı, kendinden geçti, kapağı çok nadir açıldı.

“İnsan bir şeyleri ne kadar isterse istesin, o şeyler asla kendiliğinden çıkıp gelmez. İnsan bir şeylerden özel olarak uzak durmaya çalıştığında ise, o şeyler kendiliğinden insanın üzerine üzerine gelir.”

Kitaba başladığımda yine Murat Kamil’in efsane ve fantastik evreni karşıma çıktı. Japonlar esrarengiz olaylara ve gizeme bayılıyorlar. Türlü türlü, tuhaf tuhaf mitolojik ögelere sahipler. Uzun bir anime geçmişim olduğundan kitaptaki garip ögeler beni hiç rahatsız etmedi. Kedilerle konuşanı mı ararsınız, yaşayan birinin hayaletini göreni mi… cidden değişik bu Japon’lar. Çılgın hayal güçlerine hayran olmamak elde değil.

“Sorarsan bir kere utanırsın, sormazsan bir ömür boyu.”

Kitabın konusuna kısaca değinelim. Kafka Tenamura 15 yaşında evden kaçmaya karar vermiştir. Babasının öne sürdüğü bir kehanete göre annesi ve ablasıyla yatacaktır, babasını da öldürecektir. Kehanetin sorumluluğundan bir an önce kurtulmak isteyen Kafka babasının onu bulamayacağı bir şehre kaçar.

“İster gay olsun ister lezbiyen, ister heteroseksüel ister feminist, isterse faşist bir domuz ya da komünist olsun. Ne olduğunun hiç önemi yok. Benim tahammül edemediğim içi boş tipler.”

Diğer bir yandan Nakata adlı yaşlı bir adam küçükken geçirdiği bir hafıza kaybı sebebiyle akli dengesini kaybetmiştir ve kedilerle konuşabilmektedir. Kafka’yla Nakata’nın yolları bir şekilde kesişecektir. Ama nasıl? Nasıl olduğunu öğrenmek için kitabı okuyun. 😁

“Hiçlik çoğalır mı? Hiçlik demek yani sıfırlamak demek. Sıfıra sıfır eklenirse sonuç yine sıfır olur.”

Gördüğünüz gibi konusu oldukça ilgi çekici. Kitap asla ağır değil, olayların devamını merak ettiğiniz için hızlıca akıp gidiyor. Saeki Hanım’la aşkı yeniden tanımlıyorsunuz. Onun gibi tutkulu bir aşık olmak istiyorsunuz. Johnie Walker ve Albay Andreas karakterleriyle de içinde bulunduğumuz sistemin eleştirisi oldukça güzel bir şekilde yapılıyor.

“Bak, Kafka Tamura, belki de dünyadaki hiç kimse özgürlüğü arzulamıyordur. Arzuladıklarını sanıyorlar sadece. Her şey bir ütopya. Eğer ellerine özgürlük gerçekten geçecek olsa, çoğu insan ne yapacağını şaşırır. Bunu aklında tut. İnsanlar aslında özgürlüklerinin kısıtlanmasından hoşlanırlar.”

Bu kitapta da, Murat Kamil’in diğer kitaplarındaki gibi asosyal, içine kapanık, müzik dinlemekten hoşlanan, başıboş gezintilerde hayat bulan şehirli bir ana karakterimiz var. Bu beni şaşırttı mı? Tabii ki hayır.

 


Spoiler

Benim düşünceme göre kitaptaki tüm olaylar Kafka’nın beyninde gerçekleşti. Asla evden ayrılmadı. Kendisinin içini yiyen kehaneti bu şekilde alt etti.


 

Murat Kamil’i ve farklı evrenlerde dolaşmayı seviyorsanız bu kitabı size öneriyorum. Ah, bir de şu videoyu izleyin lütfen. ❤

 

 

Görüşmek üzere. :*