24# Korku – Stefan Zweig

“Belki de insan… en büyük utancı… kendine en yakın hissettiklerine karşı duyar.”

Processed with VSCO with hb2 preset

Merhabalar. Stefan Zweig’in 9 eserini okuyup hepsini ayrı ayrı beğendiğimi söylemekle yazıma başlamak istiyorum. Karakterlerin kişiliğini ve olaylara verdiği tepkileri en iyi aktaran yazarlardan biri hiç tartışmasız.

“Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.”

Kitapta, varlıklı avukat kocasını, fakir piyanist bir adamla aldatan zengin kadın Irene yakalanıyor ve şantaja maruz kalıyor. Irene ne yapacağını bilemez halde şantajcıya istediği parayı veriyor ve hikaye burada başlıyor. Zweig’in kaleminin tadı başka. Bunda hemfikiriz. Bu öyküde Zweig’i okurken hissettiğiniz duygular tavan yapıyor. Kadınla beraber korkuyu derinden hissediyorsunuz. Bir kadının iç dünyasını, utancını, pişmanlığını, korkularını ve çözülme anını su gibi akıp giden sayfalarda görüyorsunuz.

“Aslına bakarsan hala anlayamadığım şey,insanın tehlikesini bilerek bir suçu işledikten sonra itiraf etme cesaretini bulamayışıdır.  İtirafı engelleyen bu basit korkuyu her türlü suçtan daha zavallıca buluyorum.”

Korku benim en sevdiğim Zweig öykülerinden biri oldu. Hayatı bütün çıplaklığıyla abartısız anlattığı için. Öyküyü okuduktan sonra Zweig’le tanışmak istedim. Oturup sohbet etmek. Gerçekten istedim bunu. Bu kadar gösterişli hikayeler yazan bir adamın hayatı asla sıradan olamaz.

“Bu nasıl korkunç bir baştan çıkarma girişimiydi, kocası ne kadar da yumuşak bir sesle konuşuyordu! Daha önce bu şekilde konuştuğunu hiç duymamıştı. Fakat şu ışık, ampul, su sarı, arsız ışık!
Kendini toparladı. “Aklından neler geçiriyorsun öyle?” diyerek güldü ve kendi sesindeki zoraki tınıdan kendi korktu. “Uykum huzursuz diye sırlarım mı var sanıyorsun? Hatta maceralarım?”
Söylediklerinin yapmacıklığından, sahteliğinden dehşete düştü, iliklerine kadar irkildi ve bakışlarını kaçırmak zorunda kaldı.”

Sürpriz sonlu kitaplara bayılırım ve bu kitap da onlardan biri. “Vay be” diyerek bitirdim, hoş bir gülümseme, hoş bir tat bıraktı bende. Zweig bebeğim yine neler yazmışsın sen öyle. ❤

Puanım: 5/5

İyi okumalar. :*