20# Uçurtmayı Vurmasınlar – Feride Çiçekoğlu

“Seni bırakıp gitmem. Gidersem seni de götürmeye çalışırım.” Hatırlıyor musun? Böyle söz vermiştin ama ‘Hoşça kal’ bile demeden gitmişsin… Ben uyurken…

Processed with VSCO with hb1 preset

Kitap, annesinin cezası yüzünden hapishanede büyüyen minicik bir oğlanın, İnci’ye attığı mektuplarını içeriyor. Oğlanın adı Barış. Cezasını çekip hapisten kurtulan İnci’yse, hapisteyken Barış’ın en sevdiği kişi.

“Çerçevesiz gökyüzünü ve tel gölgesiz güneşi sizinle paylaşmak için hemen yazıyorum. Bu cümlenin altını kırmızı kalemle çizmişler. “Güneş” ve “paylaşmak” sözcüklerinin yanına da soru işareti koymuşlar. İdaredeki bıyıklı amcalar bu sözleri anlamamışlar mı? Ben bile anladım. “

Mektuplarda, Barış’ın ufacık dünyasını onun gözlerinden görüyorsunuz. Büyüklerin anlamlandıramadığı sözlerini ve davranışlarını hüzünlü bir şekilde sorguluyor. Yer yer gözleriniz dolacak kadar üzülüyorsunuz.

“Sen Filiz’i tanımazsın. (…) Kitap okuduğu için getirmişler. Hani kitap okumak güzeldi. Ben buradan çıkınca kitap okursam beni yine getirirler mi?”

Kafesteki bir çocuğun psikolojisini kalpten hissetmek isterseniz okuyun derim ben. Kısacık bir roman olsa da uzun süre etkisinden kurtulamayacaksınız.

replik_1481540238

Kitabı okuduktan sonra 1989 yapımı olan filmini de hiç beklemeden izledim. Kesinlikle izlenmeye değer. Kitapta İnci dışarıdayken, filmde hapishanede. Mektuplar yok. Mektuplar yerine, birlikte geçirdikleri zamanlar gözlerimizin önüne seriliyor. Kitapta Barış’ın ağzından okuduğumuz anları filmde izlemek oldukça güzeldi.

”Şimdiki sevdalar naylondandır. Sevdanın hası bizim zamanımızdaydı, ” diyor. Annemin naylon gömleği var. Çamaşır ipimiz de naylondandır. Naylondan sevda nasıl olur İnci?

Puanım: 5/5

İyi okumalar. Görüşürüz. ❤