12# Satranç – Stefan Zweig

“Sonunda yalnızdım ve artık asla yalnız olmayacaktım!”

Processed with VSCO with a6 preset

 

Son derece çarpıcı bir öyküsü olan Satranç, çok az sayfada oldukça fazla şey anlatan kitaplardan biridir. Okurken olayların içine hapis olursunuz ve kelimelerin arasında kaybolursunuz. Zweig kişileri gerek psikolojik, gerekse fiziksel anlatımını harika bir şekilde işliyor. Zaten karakterleri o kadar çok içinizde hissediyorsunuz ki, onları çevrenizdeki herhangi birine benzetebilirsiniz.

“Satrancın çekiciliği tek bir şeyden kaynaklanır; stratejinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden.”

Olaylar, sıradan bir yolcu vapurunda, dünyaca ünlü satranç ustası Czentovic’le Dr. B. arasında geçiyor. Czentovic insanlar tarafından anlaması kıt olarak düşünlen biriyken satranca özel yeteneği olduğu görülen bir adam. İnsanlarla çok fazla iletişim kurmayan, onlara tepeden bakan, iki kelimeyi bir araya getiremeyen ve tek yeteneği satrançta yenilmemek olan bu değişik adam Dr. B.’nin ilgisini çekiyor ve onunla konuşmak istiyor. Hikayemiz burada başlıyor.

“Dar karenin içinde özel ustalar yaratır satranç.”

Bu kitap Zweig’in intihar etmeden önce yazdığı son eseri. Eşiyle birlikte intihar etmiş. Belki de bu sebeple Satranç Zweig’in en iyi kitabı olarak algılanıyor. Ben Bir Kadının Yaşamından 24 Saat adlı eserini daha çok beğeniyorum mesela.

“Ama en kötüsü sorgulama değildi. En kötüsü, sorgulamadan sonra hiçliğime geri dönmekti; aynı masanın, aynı yatağın, aynı leğenin, aynı duvar kağıdının olduğu aynı odaya.”

Kitap tam bir psikolojik savaşı ve yıkımı, sizi sıkmadan merak ile okumanızı sağlayacak şekilde yazılmış. Zweig’in kalemine bayıldığımı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nda söylemiştim zaten.

Karakterlerin iliklerinize işlemesini istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

Puanım: 5/5

İyi okumalar. 🙂