8# Sputnik Sevgilim – Haruki Murakami

“Bazen çok tatlı olabiliyorsun. Noel, yaz tatili ve yeni doğmuş yavru köpeklerin toplamı gibi.”

(Bu söze bayılıyorum aaaaaaaaa <3)

Merhabalar. Bu kitabı geçen aralık ayında şehirler arası otobüs yolculuklarımdan birinde bitirmiştim. Oldukça severek okuduğumu hatırlıyorum. Murat Kamil’in büyülü düşünceleri, alışılagelmedik yazım tarzı, karakterlerinin gizemi kitaba bağlanıp çabucak bitirmeme neden olmuştu.  Konu olarak ilgi çekici ve merak duygusunun dozunu artırarak veren bir romandı. O nedenle kitap oldukça sardı diyebilirim.

”Neden insanlar bu denli yalnız olmak zorundalar? Neden bu denli yalnız olunmak zorunda? Bu dünyada bu kadar çok insan yaşarken, her birimiz bir başkasından bir şeyler beklerken, neden bu kadar yalnızız? Ne için? Yoksa gezegenimiz, insanların yalnızlığından beslenerek mi sağlıyor dönüşünü?”

Kitap, hayatını roman yazmaya adayan Sumire’nin, üniversiteden arkadaşının ve Sumire’nin yanında çalıştığı Myu’nun aralarındaki aşk ilişkisini değişik bir boyutta işliyor. Hikayenin gidişatında paralel evrenler söz konusu ve bu da hikayeye daha farklı bir tat katıyor.

“Bu dünyada sınırsız bir tutku duyduğum şeyler sadece kitaplar ve müzikti. Ve doğal olarak da yalnız bir insana dönüşmüştüm.”

Murat Kamil’in kitaplarında dikkatimi çeken bir şey var. Baş erkek karakterler genelde asosyal, müziğe düşkün, ilişkilerinde başarısız insanlar. Yazarın kendi hayatını anlattığı Koşmasaydım Yazamazdım romanında da kendini bu şekilde tanımladığını görebilirsiniz.

Sputnik Sevgilim, 1999 yılında yazılan ancak Türkçe’ye çevirisi yeni yapılan bir kitap. Neden bu kadar geç çevrilmiş anlayamadım doğrusu. Siz de benim gibi Murat Kamil’i seviyorsanız okuyun derim. 😀

… “Ancak ben ‘hassas’ insanların başkalarını incittiklerini defalarca gördüm. ‘Dürüst ve açık’ insanların, istediklerini almak için işlerine geldiği gibi davrandıklarını gördüm. ‘Karşısındakinin yüreğindekileri anlamakta becerikli’ olan kişilerin hiç de işten olmayan övgülere kolayca kandırıldıklarını gördüm. Bu durumda bizler kendimiz hakkında gerçekte ne biliyor olabiliriz ki?”

Buyrun, ön okuma tarzında ufacık bir diyalog:

 …

Myu güldü. “Sakıncası yoksa kendinden söz eder misin bana? Demek istediğim, ne tür becerilerin var? Çokça roman okuyup bolca müzik dinliyor olmanın dışında?”
     Sumire, bıçakla çatalı sessizce tabağa bıraktı, masanın üzerindeki boşluğa bakarken kendini düşündü.”
 “ Becerikli olduğum şeylerden ziyade, yapamadıklarımı sıralasam daha hızlı olabilir. Yemek yapamadığım gibi temizlik yapmak da gelmez elimden. Evim dağınıktır, sık sık eşyalarımı kaybederim. Müziği severim ama müzik kulağım hiç yoktur, şarkı söyleyemem. Çok beceriksizim, bir çivi bile çakamam. Yön duygum felakettir, sağımı solumu bile sık sık birbirine karıştırırım. Çok sinirlenince bir şeyleri kırma eğilimim vardır. Bu bir tabak, kurşun kalem ya da çalar saat olabilir. Sonra pişmanlık duysam da o an bunu yapmaktan kendimi alamam. Tek kuruş birikimim yok. Sebepsiz yere sıkılganım ve neredeyse hiç arkadaşım yok.”

Puanım: 5/5

Ah bu arada Sputnik ‘yol arkadaşı’, ‘yoldaş’ anlamlarına gelen Rusça bir sözcük. Sputnik’inizi bulmanız dileğiyle,

Görüşürüz.