5# Yeraltından Notlar – Dostoyevski

“Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem.”

Dostoyevski’nin herhangi bir kitabı hakkında yorum yapmanın bana düşmediğini söylemekle yazıma başlamak istiyorum. Onun kitabını tanıtmak mı? Hem de Yeraltından Notları? Bu yazıyı günlerdir karalıyorum. Bildiğin telefona sürekli not alıyorum ve yazdığımı tekrar tekrar silip yeniden düzenliyorum. O efsane eser hakkındaki düşüncelerimi yanlış ifade etmekten çekiniyorum. Evet, sebebi bu kesinlikle. Sonuçta mühendislik okuyan biriyim ve edebiyatla da içli dışlı sayılmam.

“Zaman durdurulamaz. Bu bizim sırtımızdaki en büyük yük ve en büyük mücadelemiz bu yüke rağmen yaşayabilmek.”

Aşırı mutlu olduğum zamanlar bu tarz kitapları okumak bana her zaman çok zor gelmiştir. Maalesef ki Yeraltından Notlar’ı öyle bir zamanda okudum, haliyle ana karakterin garip davranışlarına, utangaçlığı yüzünden verdiği garip tepkilere anlam vermem pek kolay olmadı. Sonuçta yazarın ruh hali sizin ruh halinizle aynı şekildeyse romandan tam verimle zevk alırsınız. Ben o konuda biraz şanssızdım.

“Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.”

Bana göre kitap iki şekilde değerlendirilmeli. Birincisi yazarın muhteşem tespitlerde bulunduğu, hayata anlamlı sorular sorduğu, sıklıkla kendisiyle çeliştiği aforizma – yeraltı kısmıyla. Diğeri isimsiz karakterimizin insanlara yansıttığı aşağılanmanın getirdiği ezik, utangaç ve dengesiz kişiliğini yansıttığı – notlar kısmıyla.

“Bir kadının yaşadığı hayattan kurtulması için bir kurtarıcı – beyaz atlı prens beklemesi onursuzluktur.”

Kitabın ilk 10 bölümün cidden çılgın bir açlıkla okudum. Kendimden bir şeyler bulduğum yazarların kitaplarını okumak beni ekstra heyecanlandırıyordu çünkü. Dostoyevski’nin zihninde dolaşan karmakarışık düşünceler beni kitaba hapsetti. Yazar değişken psikolojisini oldukça net bir şekilde bize sunmaktan hiç çekinmiyordu. Diğer yandan ana hikayeye geçildiğinde isimsiz karakterimize çok kızdım.

” ‘Dünya mı yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin?’ deseler… 
‘Ben çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme.’ derdim.”

Sonuç olarak, Dostoyevski ile okur arasında asla kırılmayacak bağları oluşturan harikulade bir romandır Yeraltından Notlar.

“Her şeyi anlayabilen bir adam kendine saygı duyabilir mi?”

Bugünlük yazacaklarım bu kadar. Şiddetle tavsiye ettiğimi söylememe gerek yok herhalde. 😀

Puanım: 5/5

Görüşmek üzere. :*