4# Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Stefan Zweig

“Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölmezdim.”

Herkese merhaba arkadaşlar.

Bu kitabı Mersin – Adana tren yolculuklarımın birinde hızlıca okudum. Edebiyatla pek ilgilenemeyen bana, konusu oldukça klişe geldi. Hani ağlak Türk filmleri olur ya, işte o tattaydı.

“Sana, beni asla tanımamış olan sana.”

Böylesine klişe bir konuyu nasıl o kadar efsane bir şekilde aktarmış Zweig hala anlam veremiyorum. Bu adam işte bu sebeple benim en sevdiğim yazarlardan biri! Okuyucuyu doyurmakta üstüne yok! Öykünün sonunu zaten biliyorsunuz ancak kitabı büyük bir açlıkla okuyorsunuz. Saplantılı aşık bir kadının feryadını, olayların içinde olduğunu bilmeyen bir erkeğin okuduğu mektuptan dinliyorsunuz. Duygularının karşılığı olmayan bir kadının iç dünyasına girmek saplantıyla karışık aşkının bütün bir hayatına nasıl mâl olduğunu okumak insanı epey sarsıyor.

“Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”

Ben bu öykünün aktarılış şeklini çok sevdim! Siz neler düşünüyorsunuz?

Görüşmek üzere,

Z.