4# Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Stefan Zweig

“Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölmezdim.”

91f2fb72-52fe-4b97-b228-0a622d29fd56

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Brief einer Unbekannten
Stefan Zweig (Çeviri: Ahmet Cemal)
İş Bankası Kültür Yayınları

Romantik, Mektup
4 (5 üzerinden)

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, sıradan konusuyla okuyucuyu sarsan, kimilerinin duymaya bile cesaret edemediği toplumsal ahlak anlayışına aykırı bir olayın anlatıldığı oldukça klişe bir hikaye. Hani ağlak Türk filmleri olur ya, işte o tattaki bu öykü aslında R.‘ye yazılış bir mektup. Aşk mektubu. Bir tarafta aşkına asla karşılık beklemeyen bir kadın, diğer tarafta bu aşktan, hatta kadının varlığından bile haberdar olmayan R.

“Eğer hayatta kalırsam, bu mektubu yırtıp atacağım ve şimdiye kadar sustuğum gibi susmaya devam edeceğim. Fakat bu mektup eline geçerse bil ki, burada ölmüş bir kadın hayatını anlatıyor, kendini bildiği andan ölümüne kadar sana ait olan hayatını.”

Böylesine klişe bir konuyu nasıl o kadar efsane bir şekilde aktarmış Zweig hala anlam veremiyorum. Bu adam işte bu sebeple benim en sevdiğim yazarlardan biri! Okuyucuyu doyurmakta üstüne yok! Öykünün sonunu zaten biliyorsunuz ancak kitabı büyük bir açlıkla okuyorsunuz. Saplantılı aşık bir kadının feryadını, olayların içinde olduğunu bilmeyen bir erkeğin okuduğu mektuptan dinliyorsunuz. Duygularının karşılığı olmayan bir insanın iç dünyasına girmek, saplantıyla karışık aşkının bütün bir hayatına nasıl mâl olduğunu okumak insanı epey sarsıyor.

“Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”

Ben bu öykünün aktarılış şeklini çok sevdim! Siz neler düşünüyorsunuz?

Umarım gününüz harika geçer.

Görüşmek üzere.